Corona virüs dünya ekonomik sistemini yeniden şekillendirecek yeni bir milat olabilir mi?

Tülin İçme

editor

24 Mart 2020, 16:12

Coronavirüs (Covid 19) öncesi global ekonominin başı Amerika ile devlet kapitalizminin başı Çin arasında; 2019’da başlayan gümrük restleşmesi, ardından ticari ürünlerin dolaşım kısıtlamaları ve sonrası dünyanın birçok ülkesine uygulanmaya başlayan ambargolar, yaptırımlar ve farklı farklı ekonomik baskı düzeni, küresel kapitalizmin yarattığı yalancı bahar dünya ekonomik sisteminin çöküş sürecine girdiğinin en belirgin göstergesiydi.

 

Son 50 yılda kamu mülkiyetlerini küresel şirketlere kaptıran devletler yitirdikleri kamu mülkiyetleri oranında değer yitirmiş ve küresel sermaye şirketleri aracılığıyla kendi halklarını bile sıkıyönetim altına almakla yükümlü birer kurum haline dönüşmüştü. Dünyadaki güçler dengesi yeni bir paylaşım savaşına izin vermiyordu; dolayısıyla küresel kapitalizmin kendi halkından başka bir sömürü alanı kalmamıştı. Halkın taleplerini dünya çapında karşılamayacağı için küçük işletmeler ya kapanıyor ya da küresel şirketlere satılıyordu ama sonuçta sistem ürettiğini satamayacak kadar  tıkanmıştı.

 

Sistemin başı Amerika dünyanın en zengin ülkesi olmasına rağmen dünyanın en borçlu ülkesi konumunda ve hayatta kalabilmek için ayda 30 milyar dolar borçlanmak zorundaydı. Amerikan yönetimi son yaptığı başkanlık seçimlerinde Küresel sermayenin yöneticisi konumunda olan Donald Trump’ı sistemin başına getirdi. Donald Trup’ın izleyeceği politika ve ekonomi modeli yıllardır savaş yoluyla dünya ülkelerini sömüren ABD modelinden farklı olacaktı. O, tehdit, şantaj ve baskı yolunu kullanarak dünya ülkelerini Amerika’ya haraç vermeleri zorunluluğu şartını koşuyordu. Haraç alamadıklarına ise ambargolar uyguluyor böylelikle dünyayı mafyavari bir sistemle ikiye bölmüş ve bu şekilde Amerikan ekonomisini yeniden dünyanın tek kutbu ve süper gücü haline getirerek yöneteceğini sanmıştı.

 

 

Öte yandan Çin ekonomisi Küresel kapitalizmin haraç dayatmalarından en fazla etkilenen ekonomiydi çünkü Çin'de üretim yapan küresel şirketler, Amerika'nın dayattığı ambargolar sonucu ya kapanıyor ya da üretimini başka ülkelere kaydırıyordu.

 

Ardından Çin’in Wuhan kentinde görülen Coronavirüs tüm dünyanın gündemine oturdu. Virüs ile mücadele eden Çin’de borsalar tepe taklak olmuştu, yabancı yatırımcılar; kar- zarar oranına bakmadan bulabildikleriyle hisselerini devrediyor, sermayelerini güvenli düşündükleri alanlara çekiyordu. Çin için sosyolojik ve ekonomik boyutta felakete yol açması beklenen süreç küresel kapitalizminin sahipleri için büyük bir kazanımdı çünkü yapılan hesaplamalara göre Çin Corona virüs karşısında aciz kalacak ve bütün ekonomik gücünü küresel kapitalizme kaptıracaktı böylelikle Batı kapitalizmi paylaşım savaşı riskine girmeden yeni bir sömürü alanı bulacaktı.

 

Ancak düşünülen senaryo olmadı çünkü Çin tam anlamıyla krizi fırsata çevirecek bir politik yol izledi ve borsalarındaki tüm yabancı arzları devlet adına satın alarak Çin mali sistemindeki yabancı yatırımcı payını Corona virüs sayesinde ucuz bir maliyetle sıfırladı. Ardından kısa sürede Wuhan'da baş gösteren Corona virüs salgınını da sıfırlayarak dünyanın en sağlıklı ve mali olarak en güvenilir ülkesi durumuna gelmeyi başardı.

 

Dünya’da yıkılmaz olarak görülen en güçlü devletler zaten var olan ekonomik krize ek olarak Corona virüs hastalığına yakalandı. Corona’yla boğuşan güçlü devletlerde borsalara bağlı mali sistemler hızlı bir şekilde çöküş sürecine girdi. Böylece ırkı ve dini olmayan küresel sermayenin de yeni güvenilir liman arayışları hızlandı. Ve şu an için yeni bir ekonomik sistemin temellerinin atılacağı en güvenilir liman, Corona virüs sayesinde, ekonomisindeki yabancı payını sıfırlayan ve ardından Corona virüsü’nü de sıfırlama yolunda olan devlet kapitalizmi ile yönetilen Çin.

 

Global kapitalizmin egemen olduğu ülkelerde Corona virüs; sistemin tüm ayıplarını ortaya döktü, Amerika dahil Avrupa’da birçok ülkede devletlerin zırhı olan ordu sokaklara indi. Virüsle mücadele konusunda aciz kalan ‘AB ülkelerinin dünyaya sergilediği Güçlü Birlik kavramı’nın da sağlam bir temele dayanmadığını ve aslında kâğıttan bir kaplan olduğunu gösterdi. Tüm dünyayı etkisi altına almış Corona virüs krizinde Avrupa’da serbest dolaşıma yasak getirildi ve Birliği oluşturan ülkeler birbirlerine karşı sınırlarını kapattı. Ordular Corona virüs'e karşı silah kullanamayacaklarına göre galiba insanoğlunun aklıyla yapamadığını mikroskobik bir yaratık olan virüs yapacak ve dünya hızlı bir şekilde küresel ekonomiden ulus devletlere ve hatta devlet kapitalizmine geçiş yapacak. Covid 19'un Çin'de devlet kapitalizminin mezar kazıcısı olması beklenirken galiba Batı dünyasının küresel kapitalist sisteminin mezar kazıcısı olacak ve insanlığın yeni tarihi, Corona virüs öncesi ve sonrası olarak anılacak.