Direniş meşalesi ‘Dünya Kudüs Günü’nün anlamı ve önemi

Tülin İçme

editor

13 Mayıs 2020, 12:20

İran, Kerbela katliamıyla ayrılıkları keskinleşen İslam'ın Şii Nüfusun tek bir devlet sınırı içinde yaşadığı insanlık tarihinin en eski medeniyetlerinden biridir. İran halkının çoğunluğu; İmam Hüseyin'in zalim karşısındaki direniş ruhunu taşıyan mazlumlardan oluşuyor ve her özgürlük çırpınışı onu idare eden şah yönetimi tarafından bastırılıyor, mazlumlar zindanlara atılıyor liderleri sürgün ediliyordu.

 

1963 yılında yaşadığı baskıları dini bir hutbeyle anlatan Humeyni adında bir aydına şah yönetimi tahammül etmeyecek onu, önce Türkiye'ye sürgün edecek, o da Bursa'da bir dönem sürgün hayatı yaşadıktan sonra 5 Ekim 1965 tarihinde Türkiye'den ayrılarak, Fransa'ya yerleşecekti.

 

İran'da hanedan zulmü arttıkça mazlumların direnişi artıyor ve ülke kesintisiz bir kaos durumu yaşıyordu; 1979 yılı, mazlumların direniş ateşinin en yüksek olduğu yıldı, direniş ateşine dayanamayan şah yönetimi 16 Ocak 1979 tarihinde, İran'ı kendi adlarına yönetmek üzere Şahpur Bahtiyar'ı başbakan atayacak ardından Kahire'ye kaçacaktı.

 

İran devletinin hanedan monarşisinden İslam cumhuriyetine dönüşümünü sağlayacak kişi olan imam Humeyni, 21 yıllık sürgün hayatından sonra 1 Şubat 1979 da İran’a döndü ve sürgün edildiği ülkesine dönüşü sırasında yaptığı ilk konuşma da; "Ben hükûmet tayin ederim, ben yumrukla mevcut şah hükûmetinin ağzına vururum" diyerek, İran halkına şah yönetim döneminin bittiğinin müjdesini verecekti.

 

Tarihler 11 Şubat 1979’u gösterdiğinde baskı ve zulüm imparatorluğu hanedan yönetimi yıkılacak yerine İran İslam Cumhuriyeti ilan edilecekti. İran İslam Cumhuriyetiyle; tarihleri boyunca mazlum olan İslam'ın Şii kanadının; tarihte ilk kez bir devlet yapısına sahip olmaları anlamına geliyordu, mazlumların artık bir devleti vardı ve bu devlet sadece Şiilerin değil, hatta sadece Müslümanların değil, dünyadaki bütün mazlumların yardımcısı ve koruyucusu bir devlet olmalıydı.

 

Devrimden sonra kendi iç zalimlerinden kurtulma savaşı veren İran İslam Cumhuriyeti; bölgedeki en sadık müttefiki olan şahı kaybeden Amerika'nın müdahale tehditleriyle karşılaşınca, tepki olarak Tahran'daki Amerikan büyükelçiliğini kuşatarak, 52 Amerikan diplomatını rehin alacak ve Amerika'ya senin burada artık işin yok mesajını gönderecekti.

 

Şahın devrilmesinin ardından Ortadoğuda'ki stratejik direnç noktasını kaybeden Amerika ise Saddam Hüseyin'i devreye sokarak 22 Eylül 1980'de İran İslam Cumhuriyetine, 20 Ağustos 1988 yılına kadar sürecek bir savaş açtırdı. Saddam'ın arkasında tüm batı devletleri ile haliç petrol prensliklerinin desteği olmasına rağmen İran bu savaştan büyük bir zaferle çıktı.

 

Mazlumların ülkesi artık özgürdü ve mazlumlarla el birliği içinde önce bölgedeki, ardından dünyadaki tüm zalimlere karşı direniş gösterenlere yardım süreci başlıyordu.

 

İran İslam Cumhuriyeti dini lideri Ayetullah İmam Humeyni’ye göre bölgenin en mazlum halkı; katliamlarla ve göçlerle boşaltılarak 1948'de üzerine Siyonist İsrail devletinin kurulduğu Filistin toprakları ile İslam'ın ilk kıblesini barındıran Kudüs'tü ve mazlum halklarla dayanışma amaçlı ilk resmi girişim olarak hicri takvime göre 13 Ramazan 1399’a denk gelen Miladi 9 Ağustos 1979’da, her ramazanın son cuma gününü dünya Kudüs günü ilan etti.

 

İmam Humeyni'nin bu önemli ve tarihi çıkışı, evvela Filistin meselesini yaşatmak ve Müslümanların ve İslam ülkelerinin dikkatini Siyonizm tehlikesine çekmek ve ikinci olarak da bazı Arap rejimlerin uzlaşmacı ihanetlerine karşı İslami onur ve basireti yansıtmak açısından önemliydi. İmam Humeyni’nin Dünya Kudüs Günü'nü ilan etmesi ve bu ilanın diğer birçok İslam ülkesi tarafından benimsenmesi, Filistin'i bir anda İslam dünyasının en önemli meselesi haline getirdi.

 

Ayetullah İmam Humeyni’nin “Kudüs Günü Bildirgesi”

 

"Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ben uzun yıllar boyunca gasıp (gaspçı) İsrail tehlikesini Müslümanlara hatırlatıp durdum; şimdi bugünlerde Filistinli bacı ve kardeşlerimize karşı vahşi saldırılarını artırmış durumdalar. Bilhassa güney Lübnan’da Filistinli savaşçıları ortadan kaldırabilmek için onların ev ve barınaklarını bombalamaktadırlar. Ben dünya Müslümanlarından ve İslam devletlerinden bu gasıp ve destekleyicilerinin ellerini kesmek amacıyla birleşmelerini istiyorum. Keza bütün dünya Müslümanlarına; Filistin halkı için kader belirleyici olabilecek olan ve Kadir gecelerinden de sayılan mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü “Kudüs Günü” olarak seçip, bu günü Müslüman Filistin halkının kanuni haklarını destekleme konusunda dünya müslümanlarının milletler arası dayanışma günü olarak ilan ediyor ve bu günü belli bir program ve merasimlerle geçirmeye çağırıyorum. Allah Teâlâ’dan Müslümanları küfür ehline galip kılmasını dilerim"

 

• "Kudüs günü global bir gündür ve sadece Kudüs ile sınırlı değildir. Mazlumların, zalimlere karşı direniş ve başkaldırı günüdür. Aynı zamanda Amerika ve diğerlerinin zulüm baskıları altında bulunan milletlerin bu zulme karşılık verme günüdür. Mazlumların, zalimler karşısında donanmaları ve onların burunlarını yere sürmeleri gereken gündür". [Ayetullah Humeyni]

 

Kuruluşundan beri tehditsiz ve savaşsız gün geçirmeyen İran İslam cumhuriyeti; yaktığı Dünya Kudüs Günü meşalesiyle İsrail'in işgali altındaki Filistin ile 1982'de yine İsrail'in işgal ettiği Lübnan direnişine ışık olacak, İsrail, Hizbullah eliyle tarihteki en büyük hezimetini yaşayacak ve 2000 yılında işgal ettiği Lübnan topraklarından boynu bükük ayrılacaktı.

 

Hizbullah’ın karşısında yaşadığı hezimetin ardından, Ortadoğu bölgesinde askeri işgallerini acımasızca ve küstahça kimseye hesap vermeden yapan İsrail gitmiş yerine Lübnan'da, Gazze'de Batı Şeria'da ölüm korkusu yaşayan İsrail ile tüm bölgede dışlanan, istenmeyen bir Amerika gelmişti.

 

Dünya Kudüs Günü; ilan edildiği yıldan beri mazlumların zalime karşı bir direniş günü olarak dünyanın birçok ülkesinde gösterilerle kutlanan bir etkinliğe dönüştü. Böylece Ramazan ayının son cuması Uluslararası Dünya Kudüs Günü olarak duyarlı Müslümanlar tarafından, sokaklarda ve meydanlarda başta Filistin halkı olmak üzere tüm dünya mazlumlarının yanında olduklarını göstermek amacıyla ve onların kanuni haklarını savunmak adına yürüyüşler yapılmaya başlandı.

 

Böylesi önemli anlamlı bir günü mazlumlara armağan edenleri saygı ile selamlıyor ve tüm insanlığa "Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır". Diyen İmamı Ali (kav) sözlerini hatırlatıyoruz.